Stratejik haritalama yöntemi, hak ihlallerinin ortadan kaldırılması yönünde verilen mücadelelerde, herhangi bir yöntemin veya eylemin kendi başına yeterli olamayacağı tesbitinden yola çıkar. Hak ihlalleri karmaşık bağlantılar içerir ve birbiriyle etkileşim içerisinde bulunan çok sayıda, farklı düzeylerde ve çok çeşitli niteliklerde bir ilişkiler ağı, bir “[eko-]sistem” olarak görülebilir.
|
|
|
Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd) ve İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD) gibi iki sivil toplum kuruluşunun genel olarak hak ihlalleri, özel olarak ise işkence konusunda bir harita hazırladığı ilk duyulduğunda, bu harita çalışmasının mazisini bilmeyen kamuoyunun ilk tepkisi, bunun ders kitaplarından aşina olduğumuz coğrafi haritalara benzeyeceği yönünde oldu. Böylesi bir haritadan beklenen, ele alınan fiziki çevre dâhilinde işlenen hak ihlallerini tespit etmek, bu ihlallerin sayısal bilgisine ulaşmak ve bu bilgiyi söz konusu mekânın grafik temsili üzerine işlemekti.
|
|
|
Milattan önce üçüncü yüzyılda yaşamış Çinli stratejist Sun Tzu'ya göre iyi bir strateji oluşturmayı sağlayan üç bilgi kaynağı vardır: Rakibini tanımak, kendini tanımak, sahayı tanımak. Rakibini tanı derken neyi kastettiğini anlamak zor değil. Kendimizi, müttefiklerimizi ve birlikte hareket etme becerilerimizi anlamak için de çaba gösteriyoruz. Peki, karmaşık sosyal yapılardan oluşan, fiziksel bir karşılığı olmayan mücadele sahasını nasıl tanıyacağız?
|
|
|
Bu yazı yazıldığı sırada, 5 yılı aşkın zamandır iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi hakkındaki kapatma davasıyla ilgili hukuki süreç başlamış bulunuyordu. Bu yazının konusu elbet karşısında durduğumuz parti kapatmalar değil, ancak AKP hakkında bir takım anımsatmalar yapmak gerektiği kanaatindeyiz. Herkesin bildiği üzere, “Laiklik karşıtı hareketlerin odağı haline gelmek” suçlamasıyla kapatılmak istenen AKP, hem 3 Kasım 2002 hem de 22 Temmuz 2007 seçimlerinde azımsanmayacak bir kitle desteğiyle iktidara gelmişti. 2002 seçimleri öncesinde Recep Tayyip Erdoğan seçim meydanlarında hepimizi, en azından insan hakları savunucularını oldukça heyecanlandıran bir sloganı ağzına pelesenk etmişti: “İşkenceye sıfır tolerans”. Böylece seçimleri kazanmasına kesin gözüyle bakılan müstakbel başbakanın ağzından, insan hakları karnesinde hacimlice yer tutan işkenceyle mücadele sözü verilmiş oluyordu.
|
|
|
Son yıllarda büyük ölçüde Avrupa Birliği süreciyle ilişkili olarak gerçekleşen yasal düzenlemeler ve insan hakları alanında verilen mücadeleler sonucunda ülkemizde işkence konusunda yaşanan insan hakları ihlallerinin, en azından sayısal veriler açısından bir azalma eğilimi gösterdiği sıklıkla vurgulanmaktadır. Bu konuda yapılan tartışmalarda, hükümetin “işkenceye sıfır tolerans” ifadesiyle somutlanan anlayışının, Türkiye’de işkencenin sistematik olarak uygulanan bir iktidar pratiği olmaktan çıkması amacıyla atılacak adımların etkili olabilmesi için gereken siyasal kararlılık açısından büyük önemi olduğu konusunda bir sözbirliği var.
|
|
|
İşkencenin ortadan kaldırılması amacıyla oluşturulan ve bağlayıcı nitelikteki tek uluslararası antlaşma olan Birleşmiş Milletler İşkenceye İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ve Aşağılayıcı Muamele yada Cezaya Karşı Sözleşme, 10 Aralık 1984’te BM Genel Kurulu tarafından kabul edilerek 26 Haziran 1987’de yürürlük kazandı.
|
|
|
Son yıllarda Avrupa Birliği’ne uyum yasalarıyla başlayan yasal iyileştirmeler ve hükümetin “işkenceye sıfır tolerans” söylemi, işkence ve kötü muamelenin pratikte, nitelik ve nicelik olarak görece azalmasına yol açmıştı. İşkence vakalarının sayısındaki azalmanın yanı sıra uygulanan yöntemlerde de bir değişim meydana gelmiştir.
|
|
|
Bu rapor “Türkiye’de İşkencenin Stratejik Haritalanması Projesi” kapsamında Türkiye’deki işkence, kötü muamele ve diğer zalimane, gayrı insani veya küçültücü muamele veya ceza sorununa değinmek ve olumlu yönde bazı çözüm önerileri sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Rapor Türkiye’deki işkence, kötü muamele sorununa odaklanmakla beraber bireysel vakaların raporlanmasını içermemektedir. Bununla birlikte rapor konu edindiği temaya uygun olarak, proje kapsamında tespit edilen olgularla ilgili örnek vakaları kapsamaktadır.
|
|